NUH PEYGAMBER
Kur’an ve çeşitli hadis yorumcularına
göre Nuh , Irak’ta oturuyordu. Putlara tapan kavmi doğru yola
ve inanca getirmek için Tanrı
onu peygamber olarak gönderdi. Ancak
gönderildiği kavim, Hz.Nuh’un tüm uyarılarına karşın onu
peygamber olarak tanımaz,sıradan bir insan gibi davranır.Bunun üzerine
Hz.Nuh, Tanrı’ya yakarır,durumu anlatır. Tanrı da ona vahiy
yoluyla bir gemi yapmasını, fırını kaynamaya başlayınca dişili
erkekli çeşitli hayvanlardan birer çift ile ailesini alıp geminin içine
girmesini,zulmeden bu kavmin hepsininin Tufan’da boğulacaklarını,
yalnız gemidekilerin kurtulacağını bildirir. Hz.Nuh puta tapınan halkın
yanna gider,onlara Allahın elçisi
olduğunu söyledikçe onlar kulaklarına parmaklarını tıkarlar.Bir
günde “Allah’tan başka tanrı
yoktur” dediğinde hepsi kürsülerinden yüz üstü düşerler. Kalkıp
Hz.Nuh’u yüz üstü düşünceye kadar döverler. Bunu duyan
Kral Mahvil , Hz.Nuh’u yanına
çağırır.Aslında Hz.Nuh,Kral Mahvil’in torunu Uzre ile evlidir.Kral
Mahvil ,Hz.Nuh’un Tanrı ‘nın elçisi olduğunu söylemesi üzerine
puta tapanların bayramına kadar Hz.Nuh’u tutuklatır ve puta
tapanların kürsülerini yeniden onartır.Hz. Nuh, Kral için Tanrıya
dua eder,bunun üzerine Kral önce baş ağrısına tutulur,aklını
yitirir,bir hafta sonrada ölür. Onun yerine geçen oğlu
Dermesil.Hz.Nuh’a özgürlüğünü
verir. Ancak daha önce olanalar gene yenilenir. Puta taparlar
yeniden kürsülerinden yüzüstü düşerler, halk
Hz.Nuh’un üzerine yürüyüp onu döverler. Tıpkı babasına
olduğu gibi Hz.Nuh’u Kral Dermesil’in karşısına çıkarırlar, oda
babası gibi Hz. Nuh’u tutuklatır, ama gördüğü bir düşle onun
deli olduğunu düşünerek salıverir. Çağın
kahinlerinden biri
Tufan’ının yaklaştığını halka
bildirir, Hz.Nuh’un öldürülmesi gerektiğini bildirir. Babil Kralı
‘da Hz.Nuh’un öldürülmesinden
yanadır. Sonunda H.Nuh ‘un Allahın
birliği inancını yaymasını engellerler.Bayıltıncaya
kadar boğazını sıkarlar.Öldüğünü
sanırlar, Hz.Nuh, sürekli dua ederek kavminin yok olmasını diler.Ama
inançsızlık sürüp gider;hHz.Nuh,Tanrı’dan öcünün alınmasını
ister.
Tanrı,
Hz.Nuh’a ağaç dikmesini buyurur.Hz.Nuh’un diktiği sac ağacı kırk
yılda büyüyüp üç yüz zira boyunda olur.Bu Hindistan’da yetişen büyük
bir ağaçtır,Abanoz ağacı olduğu söylenmektedir. Hz.Nuh marangozdu,
ağaçları kuruttu.Gene tanrı’dan esinlenerek geminin başını horoz
gibi, gövdesini kuş karnı gibi, kuyruğunu
horoz kuyruğu gibi kıvrık,
geminin kendisinide üç katlı yapacaktı. Üç yıl hazırlıkla geçti,
çiviler yaptı, zift gibi gereçler hazırladı. Kavmi ise onu gördükçe
karada gemi yüzdüreceği konusuyla alay ediyorlardı. Geminin yapımı
kimi görüşe göre iki yıl,kimi görüşe göre ise daha uzun sürdü.
Çeşitli tarihçi ve
yorumculara göre geminin boyutları ve biçimi şöyleydi: Eni 50,330
yada 600 zira ; yüksekliği 10 zira idi. Her kat 10 zira yükseklikteydi,geminin
üç kapısı vardı her katta küçük ışık pencereleri vardı. Üst katında
yiyecek içecek için dolaplar yapılmıştı.Geminin kanatları vardı
geminin tahta kısımları demir çivilerle birbirine tutturulmuşu
tahtaların arasında su sızmaması için içerden ve dışardan
ziftlendi. Gemi'ye az sayıda inanmış kişiler bindi.
Gemiye Hz.Nuh’un oğulları Sam ,Ham,Yafes ve eşleri
ile Hz.Nuh’a inanan altı kişi bindi.Yalnız Yam ile Hz.Nuh’un
karısı Vaile, Hz.Nuh’a inanmayanlardan oldukalrı için onlar gemiye
alınmadılar.Onlarda herkes gibi suda boğulup
gittiler.
Gemide
kaç kişi vardı ? Bunun sayısında değişik görüşler vardır. Kimi
görüşe göre Hz.Nuh ‘un üç
oğlu ve eşleriyle sekiz kişi,
kimi görüşte onbeş erkek beş kadın, yada on erkek on kadın
vardı.Daha da yüksek
bir sayıyla seksen kişi
olduğu da ileri sürülmüştür. Gene bir söylentiye
göre Hz.Adem’in tabutunu cebrail getirir, onu da gemiye alırlar.
Gemiye binildiğinde recep ayının onuydu.
Nuh’un gemiye
bindiğini duyan Kral
Dermesil ile Nuh’un asi oğlu Yam
gelirler. Su olmadığı halde neden gemiye bindiklerini sorarlar.
Herkesin gemiden inmesini yoksa gemiyi içindekilerle yakacaklarını söylerler.
Bu konuşma sırasında biri
gelip krala bir kadının ekmek
pişirdiğini, tandırdan su fışkırmaya başladığını
haber verir. Kral buna
inanmak isemez, o sırada ayağının altından su fışkırdığını görür.Atını
başka yere sürsede oradanda su çıkar.
Kral, suyun giderek arttığını öğrenince daha önce dağ başına
yedi put için yaptırdığı ve içine yiyecek doldurduğu yedi sığınağa
gider, ancak giderken başına kayalar yuvarlanır. Her yeri su kaplıyordu,
dağların tepesinde bile on beş zira yükseldi. Güneş ve ay karardı,
yeryüzü karanlıkta kaldı. Yağış kırk gün sürdü. Tufan suları
tepedeki putları da sürükleyip aşağı indirdi. Toprağın içine gömüldüler.
Gemi bütün dünyayı
dolaştı. Önce Habeş ülkesine, sonrada Cidde’ye yöneldi. Rum ülkesine
gitti, oradan Mekke Haremi’ne gitti. Harem-i Şerif’in çevresinde
yedi kez dolaştı, oradan Cudi Dağı’na vardı. Tanrı’nın buyruğu
üzerine su düzeyi inmeye başladığında gemi dağın tepesindeydi.
Geminin dolaşma süresi üzerine değişik görüşler vardır. Kimine göre
altı ay, kimine göre ise 150 gündür. Hz.Nuh’un gemisi Cudi Dağı’nda
bir ay kalmış, sular kuruyunca gemidekiler aşağı inmiş, o gün gemi
halkı şükran orucu tutmuştur. Hz.Nuh gemiyi kilitleyip anahtarını oğlu
Sam’a vermiştir.Hz.Nuh ve yanındakilerin Cudi Dağı’ndan
inmelerinin tarihi Muharrem ayının onuncu günüdür. Muharrem’in 10.
günü aşure günüdür ve
bu gün de Kerbela savaşında Hz.Hüseyin şehit olmuştur, kimi İslam
ülkelerinde Muuharrem yeni yılın girişi için sevinçle, neşeyle
kutlanır. Öte yandan Şiiler Nuh’un gemisinin
Cudi Dağı’na varışını güneş takvimine göre Nevruz’da
olduğuna inanırlar aynı günde başka mutlu olaylarda olmuştur.
Hz. Nuh gemisini Cudi Dağı’nda,
ileride insanlara bir örnek olmak üzere bıraktı. Herkes bu gemiyi uzun
zaman seyrettikten sonra gemi çürüyüp gitti. Hz. Nuh, Tufandan sonra
350 yıl yaşadı. Yerine büyük oğlu Sam’ı bıraktı. Oğullarına öğütlerde bulundu Üç oğlu
üç kavmin atasıdır. Sam Arabların, Yafes Rumların, Ham Habeşlerin.
Böylece tüm insanlık Hz. Nuh’un soyundan gelmektedir. İnsanların
birinci atası Adem ise, ikinciside HZ.NUH’tur.
tufan
index